TANITIM: Alanya’ya 22 km mesafade, Demirtaş kasabasındadır. Otel etrafında yabancı uyruklu turistlerin konaklama yaptığı oteller bulanmadığından dolayı, kapalı bayanların plaj kullanımı konusundaki hassasiyetine son derece uygundur. Otel ile plaj mesafesi 50 metredir. Plajımızı öğleye kadar bayanlar öğleden sonra baylar kullanmaktadır. Ailesi ile birlikte denize girmek isteyen misafirlerimize uygun bölgemiz mevcuttur. Toplam 48 odası bulunmakla birlikte 36 normal odası ve 12 aile odası bulunmakta olup 180 yatak kapasitelidir. Demirtaş huzur Otel Oda Özellikleri; Balkon, wc, duşakabinli banyo, minibar, direkt telefon, tv, uydu yayını, split klima, saç kurutma makinesi olup tüm odaları deniz manzaralıdır.
Adres , Alanya , eskişehirde evlilik cüzdanı istemeyen oteller , Huzur , malatya huzur otel fiyatları , Minibar , Oda , Oteller , Split Klima , Uydu , Ya
Antalya’da bir turizmci, iç turizme hareketlilik katmak amacıyla “bir alana bir kişi bedava” kampanyası başlattı Turizmci Hamdi Çetin, okulların tatile girmesiyle birlikte vatandaşlarda oluşan tatil stresine çözüm sunmak amacıyla “Bir alana bir kişi bedava” uygulaması başlattıklarını söyledi. Kaş, Kemer ve Alanya’daki anlaşmalı 3 ve 4 yıldızlı otellerde sabah kahvaltısı ve akşam yemeği dahil günlük kişi başına 65 TL’den başlayan ücret verdiklerini anlatan Çetin, haziran ayı boyunca günlük 65 TL’den rezervasyon yaptıran bir kişiyle birlikte gelen ikinci kişiye bedava tatil imkanı sunduklarını kaydetti. Çetin, bu uygulamanın temmuz ve ağustos aylarında da devam edeceğini, ancak fiyatın kişi başı 100 TL olacağını bildirdi. Amaçlarının, yabancı misafirlerin yoğunlukla tatil yaptığı dönemde yerli müşterilerinin de tatillerini gönüllerince geçirebilmesi olduğunu ifade eden Çetin, uygulamadan yararlanmak isteyenlerin 0242 322 24 00 numaralı telefondan kendilerine ulaşabileceklerini söyledi. POYD Başkanı Şimşek: Promosyon yaygınlaşıyor Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Volkan Şimşek, turizm sezonunda en yoğun dönemin başladığını bildirdi. Sezonla birlikte bazı üç yıldızlı otellerin boş kalan odalarını doldurmak için promosyonlu kampanyalara yer verdiklerini belirten Şimşek, günümüz koşullarında tatil yapmanın serbest piyasa ekonomisiyle ilgili olduğuna işaret etti. Şimşek, “Antalya’da geceliği 27 bin dolara da otel var, geceliği 10 dolara da. Burada serbest piyasa ekonomisinin yanı sıra verilen hizmete göre bir fiyatlandırma söz konusu” dedi. Bu tür kampanyaların düşük gelirli tatilciler için çok uygun olduğuna dikkati çeken Şimşek, şöyle konuştu: “Buralarda tatil yapmak isteyenler çok büyük beklentilerle otele gitmesin. Çünkü burada çok kaliteli bir hizmet anlayışı olmayabilir. Hangi otele nasıl gidecekleri ve otelin bulunduğu yerle ilgili mutlaka bilgi sahibi olsunlar. Otel deniz kıyısında mı yoksa uzakta mı bu önemli. Halkımız çok büyük beklenti olmadan bu tür kampanyalardan yararlanabilir. Özetle promosyonlu kampanyalardan yararlanarak tatil yapmak isteyenler çok fazla bir beklenti içinde olmamalı. Verilen ücrete göre hizmet alımı söz konusu.” Akdeniz Bölgesi’ndeki beş yıldızlı otellerin yüzde 90 doluluk oranına ulaştığını da belirten Şimşek, “Şu anda birçok otelimizde boş yer yok. Hatta yer sıkıntısı var. Önümüzdeki günlerde daha çok Avrupalı ve Rus turistin Antalya’ya gelmesini bekliyoruz” diye konuştu. “Tatil lüks değil gereklilik” Akdeniz Turistik Otelciler Birliği (AKTOB) Başkanı Sururi Çorabatır da okulların tatil olmasıyla birlikte iç turizmde hareketlilik beklediklerini söyledi. Tatilin Türk halkı için lüks olmaktan çıktığını ve bir gereklilik haline geldiğini ifade eden Çorabatır, “Başta Akdeniz bölgesinde olmak üzere ülkemizin tatil bölgelerinde her bütçeye uygun otel alternatifleri var. Halkımız turizmin sunduğu bütün imkanlardan bütçelerine uygun olarak faydalanabilecek. Bizler yerli turizmin desteklenmesi ve herkesin tatil imkanından faydalanabilmesi için elimizden gelen tüm çabayı gösteriyoruz” diye konuştu.
Alanya , Antalya , Bedava , Bu , Eden , Etti , Gelen , Hamdi , Hangi , Sabah , Serbest Piyasa , Tatil , Tl , Volkan , Ytl
ERZURUM ILICA TERMAL KAPLICASI
Erzurum Ilıca Hamamı suyu taşıdığı mineraller açısından değerlendirmesinde sodyum bikarbonatlı sular grubundandır. Banyo uygulamaları şeklinde kas iskelet sisteminin romatizmal, ortopedik ve nörolojik hastalıkların rehabilitasyonunda içme uygulamaları şeklinde mide ve bağırsak sisteminin hiperasidite ile seyreden rahatsızlıklarında tamamlayıcı tedavi olarak, idrar yollarının taş oluşumu ile seyreden rahatsızlıklarında tamamlayıcı tedavi olarak kullanılmaktadır. Havuz suyunda bol miktarda kükürt bulunmakta olup, bu suyun romatizmal hastalıklar, mide ağrıları, böbrek hastalıkları, kadın hastalıkları ve cilt hastalıklarının tedavisinde olumlu etkileri görülmektedir.
Adet , Ankara , Banyo , Belediye , Bol , Cilt , Erzurum , erzurum termal hotel tel numarası , Havuz , Ilica , Iskelet , Istanbul , Kara , Karayolu , Kas , Kayak , Sinir , Sular , Termal Otel
Otelin çevresi ve önemli merkezlere uzaklıkları şöyle: Hava alanı 20 km, Manavgat 60 km, Kemer 33 km, Şehir Merkezi 5 km, deniz 150 metre, Beach Park ve Aqualand 500 metre, Migros ve Lunapark 600 metre
Odalarda 7 gün 24 saat oda servisi, telefon, klima, televizyon, saç kurutma makinesi, mini bar, balkon, mutfak ve banyo vardır.
24 Saat , Antalya , Beach Park , Deniz , Fiyatlar , Hava , islami apartlar , Kaktüs apart , Migros , Mini Bar , Standart , Telefon , Yatak
Seyahatname’nin ışığında, Evliya Çelebi’nin ayak izlerinden Anadolu’yu gezme fikri Prof. Gerald Maclean’e ait. Exeter Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Maclean, 1996’da eşi Donna Landry ile Tatil için Kapadokya’ya gelmişti. Eşi, Kent Üniversitesi’nde İngiliz – Amerikan edebiyatı profesörüydü. Atla çevreyi gezerken, “Neden atla Türkiye turu yapmıyoruz” diye düşündüler. “Bu turu Amerika’da yapamazsınız” diyor Maclean. “Çünkü insanlar saldırgan, biri sizi vurabilir. İngiltere’de her yer özel arazi, giremezsiniz. Türkiye’de kırsal kesim buna müsait. Aynı dönemde Edinburg Üniversitesi’nden Osmanlı Tarihçisi Caroline Finkel ile tanıştık, o da Türkiye’yi yürüyerek gezmek istediğini söyledi. Bu iki projeyi birleştirdik.” 2007’DE İLK DENEMEGezi bir “Reenacment,” yani geçmişte yaşanan olayı tekrarlama projesi olacaktı. Maclean, geçmişte Anadolu’ya gelen Batılı seyyahlar üzerine çalışırken, onların rotasından geçmiş, çevreyi incelemişti. Yine aynı yöntemi uygulayacaktı. “İngiliz yazar yerine, neden Evliya Çelebi’nin rotasını izlemiyorum, diye düşündüm. Evliya Çelebi’nin oryantalist bakış açısından uzak olması da avantajdı. Eğer Avrupalı gezgin seçseydik, Batılı yaklaşımını tekrarlamak zorunda kalacaktık. Avrupalı seyyahlar planlı gezerken, Evliya’nın asla belirli bir rotası yoktu. Adeta rüzgarın götürdüğü yere gidiyordu. Bu yüzden akademik çalışmam açısından da önemliydi. Bu projeye hazırlanırken, Batı’da Evliya Çelebi’nin ne kadar az bilindiğini görüp şaşırdım.”Maclean, 2007’de Evliya Çelebi’nin batı rotalarından bir kısmını otomobille geçerek, geçerliliğini araştırdı. Seyahatname’de bahsedilen köylerin yerinde olup olmadığına baktı.Sonunda gezi bu yıl, 22 Eylül’de başladı. Yalova’nın Altınova ilçesi yakınlarındaki sahil köyü Hersek’ten yola çıktılar. Türkiye Jokey Kulübü sponsor olmuş, Avanos’tan yedi at getirilmişti. Ekipte Maclean ve eşinin yanı sıra Caroline Finkel, atların sahibi Akhal-teke Binicilik Merkezi’nden Ercihan Dilari, Der Spiegel muhabiri Susan Wirth, Kanadalı Teherese Tardif yer alıyordu. 42 günlük yolculuk boyunca yeni katılımlar oldu. Eski İngiltere Büyükelçisi’nin eşi Patricia Daunt, geçmişte Türkiye’de 10 yıl yaşayan Botanikçi Andrew Byfield yolculuğun bir bölümüne eşlik etti. Geziyi tamamlayanlar, planlayan üç kişiydi: Maclean, eşi ve Finkel. Yol boyunca ekibi bir kamyon izledi. At malzemelerini, çadırları taşıdı, mutfak hizmeti verdi. Sabancı Üniversitesi’nden antropolog ve sözlü tarihçi Dr. Leyla Neyzi ön araştırma sırasında ekibe yardımcı olurken, Açık Radyo’dan Mahir Başdoğan projeye destek verdi. Zeytinoğlu şirketi yol boyunca at yemi sağladı. Kütahya Porselen, Güral Porselen, Kütahya Belediyesi ve akademisyenlerin üniversiteleri projeye destek oldu. Ekip çoğunlukla çadırlarda geceledi. Bazen köy misafirhanelerinde konakladı.SANKİ İKİNCİ GEÇİŞİMİZDİ Yolculukta Evliya Çelebi’nin batı rotasını takip ettiler. Evliya, İstanbul’dan başlayarak İzmit’e gitmişti ama günümüzde bu bölgeyi atla geçecek yol yoktu. Karşı kıyıdaki Hersek’ten başlayıp, Evliya Çelebi gibi 1200 kilometrelik rotayı Kütahya’da bitirdiler. Evliya Çelebi, İnegöl-Tavşanlı- Kütahya-Afyon-Sandıklı-Banaz-Ovacık-Uşak-Gediz-Simav-Gediz-Kütahya yolunu izlemişti. Proje sırasında grup, ufak değişikliklerle, bu dolambaçlı hattı takip etti. Kasabalar arasındaki gözden uzak köylere girdi. İznik’ten Bursa, İnegöl, Domaniç, Kütahya, Afyon, Boyalı, Sinanpaşa, Banaz, Ovacık, Uşak, Mesudiye, Eski Gediz, Simav ve tekrar Kütahya’ya geçtiler. Ekibin amaçlarından biri de Osmanlı’dan günümüze kalan binicilik kültürünü ortaya çıkarmaktı. Yol boyunca rahvan at yarışları, cirit müsabakaları, pazarlarda at koşumları satan esnaf, at malzemesi yapım atölyeleri, binicilik merkezleri gibi atçılık kültürüne ait bir çok izi görüntülediler. Gerald Maclean, başından itibaren rahat bir yolculuk olduğunu söylüyor. Son bir iki gün yaşanan ani sıcaklık düşüşü dışında yol boyunca hava koşulları da onlardan yanaymış: “Uğradığımız yerlerde nasıl karşılanacağımızı bilmiyorduk. Birkaç garip bakış dışında çok iyi karşılandık. Özellikle çocuklar çok meraklıydı, bizi görmekten mutlu oldular. İkinci günden itibaren, bu yollardan daha önce geçtiğim hissine kapıldım. Sanki daha önce bu pazarlara, çarşılara uğramış, satıcılarla tanışmıştım. Sonrasında rotamız nehirlerden, tepelerden, açık araziden, vadilerden, köylerden geçti. Kamyonumuz konaklayacağımız yere bizden önce gidiyordu. Muhtar ve jandarmayla görüşüp, bilgi veriyordu. Londra’daki Türkiye Büyükelçiliği ve Kültür Bakanlığı’nca verilen belgeleri gösteriyordu.”Sadece Uşak’ın Ovacık köyünde sorun yaşadılar. İki yıl önce onlara her türlü yardımı yapma sözü veren ve projeden çok mutluluk duyan muhtar gitmiş, yerine yeni muhtar gelmişti: “Bize söz verilen misafirhanede kalamayacağımızı, köyde istenmediğimizi söylediler. Biz de çadır kurduk. Sabaha karşı 6’da muhtarın ihbarıyla Jandarma geldi. Muhtar ısrarla pasaportlarımızı almak istiyordu. Sonunda jandarma bizim zaten köye davet edildiğimizi gördü, sorun kapandı.” KAMYONLARINA EL KONULDUBir başka kötü anı Kütahya yolunda, Çavdarhisar’da yaşanmış: “Burada hava çok kötüydü, dağda kar yağmak üzereydi. Atları karda dışarda bırakamazdık. Bu gece Çavdarhisar’da bir polis kamyonumuzun belgelerini kontrol etti. Aracın eski sahibinden kalan borçlar vardı, kamyona el konuldu. Tüm eşyalarımız boşaltıldı. Atları bir ahıra koyduk. Kütahya’dan bir kamyon gelip, atları götürdü. Bu arada kamyonu satan komisyoncu bize yeni bir araç gönderdi, sorunumuz çözüldü.” Bu iki olay dışında gezi olumlu geçtiğini söylüyor Maclean: “Her gittiğimiz kasabada, köyde iyi karşılandık. Bizi gördüklerine memnun oldular. Gelecekte turistik rotaya dönüşürse, sık sık atlılar geçerse köylüler aynı misafirperverliği gösterir mi, bilmiyorum. Türk turizmi Bodrum, Antalya’ya odaklanmış. Neden Çavdarhisar’a ya da Kütahya’ya gidilmiyor? Projemizin bir amacı da yeni Turizm temalarına yönelimi teşvik etmekti.” YOLU EN AZ ÜÇ KİŞİYE SORMALI Ekip bir başka ilginç olayı, yol sorarken yaşadı: “Bazı çobanlar asfalt yolu hiç bilmiyordu. Bu yoldan, diyorlardı ama zamanla bize ayıp olmasın diye yolu bilmeden söylediklerini fark ettik.” Bu nedenle Domaniç yakınlarında kayboldular. Çünkü muhtar, çeşmeye kadar gidip sağa dönün, demişti. Karşılarına çıkan bir başka yaşlı köylü ise çeşmeden sola dönmelerini önermişti. Muhtarı dinlediler, gece yarısı kendilerini dağbaşında buldular. “Şanslıydık ki ay ışığı vardı ve sonunda jandarma, itfaiye araçlarının koruması eşliğinde gelip bizi buldu” diyor Donna Landry. Bu tecrübeden sonra, yolu en az üç kişiye sormaya karar vermişler. Gerald Maclean’in dikkatini yollardaki çöplükler çekmiş. Ayrıca birçok yeni camiye rastladıklarını anlatıyor. “Kuran kursları var, okullarda Bilgisayar yok” diyor. Çok sayıda köyün, kayıtlı görünen nüfusuna rağmen ekonomik zorluklar yüzünden aslında boşalmış olduğunu fark etmişler. Bu gezinin sonuçları önümüzdeki yıllarda yayımlanmaya başlayacak. 2011’de önce Evliya Çelebi’nin rotasını, GPS verileriyle sunan, ekibin gözlemlerini yansıtan bir kitap yayımlanacak. Ayrıca bir de küçük rehber kitap çıkarmayı düşünüyorlar. Yolculuğun Ajans 21’den Nurdan Arca yönetmenliğinde, Mehmet Çam’ın prodüktörlüğünde çekilen belgeseli de 2011’e kadar tamamlanmış olacak. (Proje hakkında www.sabanciuniv.edu/ssbf/evliyacelebi/tr/ sayfasından ayrıntılı bilgi alabilirsiniz) PROF. GERALD MACLEANTürkler hakkındaki önyargılar, Anadolu’ya gelen ilk gezginler sayesinde azaldıProf. Gerald Maclean, Exeter Üniversitesi’nde ingilizce bölümü öğretim üyesi. 15 yıldır, 16 ve 17. yy’da Osmanlı İmparatorluğu ile İngiltere arasındaki ilişkiler üzerine çalışıyor. Bu dönemden İngilizler’e ait bir çok el yazması bulmuş. Osmanlı’ya gelen ilk gezginlerin notlarında, şu ortak ifade dikkatini çekmiş: “Türklerin Korkunç, zalim ve şeytan olduğu söylenir hep, doğru olmadığını gördük, başka şeyleri keşfettik.” 16. yüzyılın sonunda, İngilizlerin önyargıları değişmeye başlamış. “Önce Osmanlı’ya gelen ilk gezginler, ardından bu topraklara hiç ayak basmamış yazarların Osmanlı’yla ilgili görüşleri üzerine iki kitap yazdım. İkinci gruptaki yazarların eserleri, eski bilgilerin tekrarı gibiydi.”Maclean, Türkiye’ye ilk kez 1974’te, Yunanistan’da yaşarken, gelmiş. O zaman Yunan dostlarının “Niye gidiyorsun ki orası Türklerle dolu, İstanbul aslında bizim şehrimiz” dediğini söylüyor. İstanbul’a geldiğinde, Türklerin Batı’da onlara atfedilen şablonlardan farklı davrandığını gözlemlemiş. Önyargıların bugün AB tartışmaları sırasında Almanya ve Fransa’da yeniden ortaya çıktığını söylüyor. Batı’daki “Korkunç Türk” imgesi, zamanla Maclean için inceleme konusuna dönüşmüş. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’yle de bu çalışma sırasında tanışmış. Yararlandığı önemli kaynaklardan biri olmuş.PROF. DONNA LANDRYKültür turizmi rotasına dönüşebilirEvliya Çelebi’nin Hersek – Kütahya rotası farklı temalarda alternatif turizm rotalarına dönüşebilir. Geçtiğimiz bazı köylerde geleneksel yöntemlerle Organik Tarım yapılıyordu. Köylüler sağlıklı yaşıyor. Ekolojik, sürdürülebilir bir Yaşam modeli bu. Yurdışında ilgi çekebilir. Kültür turizmi, atla sürüş turizmi yapılabilir. Yol boyunca Osmanlı eserleri, arkeolojik sit alanları görülebilir. Hatta slow food hareketine ilgi duyanlar, yani geleneksel yöre yemeklerini merak edenler için bile bu rotada turlar düzenlenebilir.
At sırtında Evliya Çelebi’nin izinde
Afyon , Ajans , almanya , Amerikan , Anadolu , araştırma , Atla , Biri , Buna , Bursa , Diye , Donna Landry , Edinburg , Evliya çElebi , EVLİYA ÇELEBİ NİN BURSA GEZİSİ , evliya çelebinin izinde , Fikri , Finkel , Gerald Maclean , Gezi , haber , ilginç , Ilk , inceleme , Ingilizce , İngiltere , Jandarma , kitap , Korkunç , Proje , Sahil , Tatil , Turizm , Turu , Yalova , Yazar , Yunan